Gıda denetimi, devletin herkesin yaşamını bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesini sağlama görevine dayanan ve anayasal çerçevede sağlık hakkı kapsamında değerlendirilen sorumluluklarından biridir. Gerçek anlamda sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak, yalnızca günümüz insanı için değil, gelecekte varlığını sürdürecek olan Türk milleti açısından da büyük önem taşımaktadır.
Gıda denetiminde idarenin görevini eksik, hatalı veya hiç yerine getirmemesi, çeşitli hastalıkların ve sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilmekte; bu durum kültürel alışkanlıklar veya genetik aktarım yoluyla gelecek kuşakları da etkileyebilecek ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Türk hukukunda geçmişi çok eskiye dayanmayan ihtiyatlılık ilkesinin, yeni bir kavram olmasına rağmen kamu politikaları üzerinde önemli etkiler yaratması gerektiği düşünülmektedir. Zira, bu ilkenin doğrudan düzenlendiği anayasal veya yasal metinlerin eksikliği göz önüne alındığında, ihtiyatlılık ilkesine daha çok yönetmelikler ve benzeri, yasanın altında yer alan düzenleyici işlemler aracılığıyla yer verildiği görülmektedir.