Çağdaş hukuk sistemlerinin temelini oluşturan ve modern devletlerin anayasalarında sarsılmaz bir yer edinen “hürriyet ve eşitlik ilkesi”, şüphesiz ki özel hukuk ilişkilerinin de en belirleyici unsurlarındandır. Kişilerin hak ve borçlara ehil olmada eşitliğini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 8. maddesi, bu evrensel ilkenin iç hukukumuzdaki somut yansımasıdır. Ancak bu eşitlik idealinin uygulamada karşılık bulması, salt mevzuatın lafzından ziyade, değişen toplumsal dinamikler ve anayasal yargı kararları ışığında yapılacak yorumlarla mümkündür.