Dijital çağda ekonomik ve toplumsal ilişkiler köklü bir dönüşüme uğramıştır. Üretim, ticaret ve hizmet alanlarında artık yalnızca fiziksel mallar değil; dijital içerikler, veri setleri, yapay zekâ sistemleri ve çevrim içi hizmetler de başlıca ekonomik değer unsurları hâline gelmiştir. Bu gelişme, borçlar hukukunun temel kavramlarından biri olan edim kavramının sınırlarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Klasik borçlar hukuku sisteminde edim, borçlunun “bir şeyi vermesi”, “bir işi yapması” veya “bir şeyi yapmaktan kaçınması” şeklinde somut davranışlara dayanır.